+90 530 339 4521info@bursabademcocuk.com

Terapi Klavuzu / Otizm


Terapi Klavuzu / Otizm

Naca'da (National Association of Colleges and Employers) yer alan işverenlerin çalışanda aradıkları ilk on önemli özelliğe bir bakalım:  
İletişim(yazılı ve sözel), dürüstlük, takım çalışmasına uygunluk, bireyler arası ilişkiler, motivasyon, iş ahlakı, analitik düşünme becerileri, esneklik-kolay adapte olabilme, bilgisayar kullanımı, organizasyonel beceriler.  

Çoğu sosyal gelişime dayanan bu becerilerin hepsine birden sahip olmak elbette mümkün olmamakla beraber yaşadığımız çağa ayak uydurabilmek için bir ucundan tutmamız da şart. Peki Otizmli bir bireyin bu özelliklerle arasındaki o uzak mesafeyi nasıl kısaltacağız? Hangi terapiyle?  

Bu yazımızda Otizm tanısı almış kişilere uygulanan bazı terapi yöntemleri ve hangi gelişim alanına destek verdikleri ile ilgileneceğiz.  

Kendisini oluşturan parçaların toplamından daha fazlası olan insan türü olarak bizler oldukça karmaşık yapılara sahibiz. Duyu sistemlerimiz, öğrenme biçimlerimiz, duygularımız, zevklerimiz, tepkilerimiz ve temelde görevi canlılığımızı korumak olmasına rağmen olur olmadık işlere imza atan gizemli beynimizle kurduğumuz medeniyet sistemine otizmli çocukları da dahil edebilmek için birçok araştırmalar sonucu bulduğumuz yöntemlerimiz var.  

Davranışsal yöntemler, ilişki temelli yaklaşımlar, duyu bütünleme terapisi gibi pek çok yolla otizm tanısı almış çocukların gelişimi desteklenebilmekte. Psiko-eğitsel terapi yaklaşımlarının dışında biyomedikal tedavi yöntemleri de bulunmakta ancak psikiyatr kontrolü ve reçete etmesiyle sürece dahil edilmektedir. Tüm bu terapi yaklaşımları arasında davranışsal yöntemler en güçlü koz.  

ABA yani Uygulamalı Davranış Analizi, hem bilimsel açıdan hem gözlemlenebilir açıdan oldukça olumlu sonuçlar doğuran en etkili yöntemdir. Otizmli çocukların davranışları hakkında bilgi toplayıp, bu bilgiyi değerlendirmek yolu ile gelişim izlenir. Dışarıdan kolayca gözlenebilen davranışların ortaya çıkmasını sağlar, istenilen davranışlar pekiştirilerek çoğalması sağlanır. İstenmeyen davranışlarda pekiştirecin geri çekilmesi gibi yollarla davranış değiştirilir. Ülkemizde de en yaygın kullanılan bu yöntemde pekiştireç büyük önem taşımakta, otizmli çocukların öğrenmeye karşı motivasyonunu desteklemektedir. Her yaştan otizmli çocuğa uygulanabildiği gibi aslında her insan için geçerli bir olguya dayanmakta, başarılı olduğunuz işlerde sizi güdüleyen şeyleri düşünseniz ya. İşte o da sizin pekiştireciniz.  

Otizmli çocuklar için dünya çoğu kez kafa karıştırıcı olmakta. Çoğu kez geçirgen olmayan dünyalarında kilitli kalmayı tercih ettikleri için otizmli bireylerle etkileşim kurmak güç olabilir. Otizmli çocuğa sahip ebeveynler ve onlarla çalışan terapistler etkileşime geçmek, yalnız dünyalarından çıkarıp ortak alan oluşturmak için yollar aramakta. DIR Floortime Terapisi bunun nasıl mümkün olabileceği konusunda pek çok otizmli çocuğa sahip ebeveyn için ümit olmaktadır. Floortime terapisi çocuğun iletişime geçmesine neden olan engelleri tanımak yolu ile problemin temelinde yatan açıklara odaklanmakta. Düşünme, ilişkilendirme, iletişim kurma gibi temel fonksiyonları geliştirmeye çalışır.  

Dış dünyayı algılamamız ve sosyal etkileşimde bulunabilmemiz için en önemli parametrelerden birisi de duyu sistemlerimizdir. Görme, işitme, koklama, dokunma, tad alma ve hareket etme gibi pek çok alandan aynı anda duyu sistemimiz uyarılmakta. Ekranda gördüğünüz ışıklar, bulunduğunuz ortamın sesi, giydiğiniz kıyafetlerin vücudunuza teması, yürüyor ya da oturuyor oluşunuz gibi, bu yazıyı okurken dahi duyu sisteminiz pek çok yönden bilgi almakta. Odaklanabilip okumanızı, gereksiz olanları filtre eden ya da doğru yanıt veren, senkronize çalışan duyu sisteminize borçlusunuz. Otizmli çocuklar için büyük bir çoğunlukla durum böyle olmamakta. Pek çok otizmli çocuk için dışarıdan gelen ve onun konforunu bozan duyusal uyaranlar mevcut. Duyu bütünleme bozukluğu dediğimiz bu durum otizmli bireyin yaşamının tümünü olumsuz etkilemekte. Duyu Bütünleme Terapisi ile duyusal farklılıkları olan çocukların, duyusal bilgi ile iç dünyalarını birleştirebilmeleri mümkün olmaktadır. Eğer öğrenmeyi bir ağaç meteforu ile düşünürsek, duyusal ögeler bu ağacın kök sistemini oluşturacaktır. Çoğu kez duyusal farklılıklarından ötürü verilen tepkileri davranış problemi olarak görülmektedir. Bu nedenle duyusal farklılıkları tanımak ve desteklemek oldukça mühimdir.   

Emre Taşdöndüren



• Herhangi bir kayıt bulunmamaktadır
• Herhangi bir kayıt bulunmamaktadır
• Herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.

Etiketler: